Sizden Gelenler

Merhaba Sayın Sadun Oktav,
Yazmış olduğunuz makaleleri zaman zaman beğenerek okuyorum.
Türkiye'deki Atçılık problemlerini Aygır veya Kısrak alımı ile çözeceğiz diye düşünenler, önce ellerini vicdanlarına koyarak ve at gözlüğünü çıkararak uzun uzun düşünsünler, aslında hata nerde diye. Elimizde dünyanın en iyi atları dahi olsa, dünyanın en iyi Yetiştiricileri bile olsak asıl sorun bulunup çözülemediği takdirde boşa kürek çekiyoruz demektir.
Asıl sorun Eğitimsiz Personelde! Atınızı emin ellere teslim edeceğiniz son düzey eğitim almış tecrübeli bir Antrenör varmı? Varsa şayet ki ben bu güne dek rastlamadım. Acaba ekibinde Avrupa'daki veya dünyanın çeşitli ülkelerindeki gibi eğitimli Seyisler mevcutmu? Yoksa hepsi Türkiye'nin her bir tarafından gelen, iş bulup para kazanmak isteyen, ne iş olursa yaparız mantığıyla yedekçiliğe başlayıp, daha sonra seyis olup, atlarımızı teslim etmek zorunda kaldığımız elemanlar mı? Anlatmak istediğim, elimizde dünyanın en iyi atları dahi olsa, eğitimli personel olmadığı müddetçe hiç bir yere varamayız. Eğer bu konu üzerine de araştırma yaparak bir makale yazarsanız, belki birileri bu rüyadan uyanırda asıl temel sorunu çözmek için düğmeye basarlar ve aynı apranti okulu eğitimi gibi bir kaç yıl sürecek seyis okulu eğitimi zorunlu kılınır. Bizlerde en azından güvenilir ellere atlarımızı teslim eder, ne malımızla ne de paramızla rezil olur, karınca kararınca az da olsa başarılara imza atarız.
Saygılarımla...
Süleyman Gürcan Akbulut  -  www.ilhan123.tr.gg

Merhaba Sadun Bey;
Adım Cengiz Doğan, Atçılık MYO mezunuyum, ben ve iki okul arkadaşım farklı işler yapmaktayız ancak atlara gönülden bağlı olmamız sebebiyle içimizdeki at sevgisini yaşatmak için 2009 yılında kağıt üzerinde çok iyi görünmese de kalben inandığımız bir kısrak ile küçük çaplı yetiştiricilik yapmaya başladık, geçen yıl ve bu yıl birer erkek tayımız dünyaya geldi, masraflarında biraz zorlansak ta kişisel masraflarımızı kısarak atlarımıza bakmaya çalışıyoruz ve bu işten büyük keyif alıyoruz, özelikle iki yıldır sitenizi ve sizin yazılarınızı yakından takip ediyorum, hiç bir yazınızı kaçırmadım bazılarını defalarca okudum, hatta kaleme aldığınız yazıları öyle keyifle okuyorum ki bazen kısa yazmış diye kızıyorum size :) sayenizde atçılık ve yetiştiricilik hakkında çok şeyler öğrendim, bu işin birazda manevi boyutta olduğunu kavradım, mesela pazar gününden beri siteye sürekli girip çıkıyorum bu haftaki yazınızı okumak için, sanırım işlerinizin yoğunluğu nedeniyle bu hafta herhangi bir yazı kaleme almadınız, sabırsızlıkla yeni yazınızı bekliyorum, satırlarıma son verirken atçılık deneyimlerinizi ve tecrübelerinizi zaman ayırıp bizimle paylaştığınız için size çok teşekkür ederim. Saygılarımla.
Cengiz Doğan - Bakırköy/İstanbul - 20 Şubat 2012

Merhaba Sadun Bey,
'Atlar Kime Emanet' başlıklı yazınızı okudum, gerçek çok önemli bir konuya değinmişsiniz, tebrik ederim. Daha önce de söylemiştim belki hatırlıyorsunuzdur, Atçılık Ve At Antrenörlüğü 1. sınıf öğrencisiyim. Ben de hep duyuyorum, TJK da kapalı bir sistem var dışardan pek kimseyi almıyorlar, çekirdekten yetişenler daha şanslı diye. Doğrudur çekirdekten yetişenler daha şanslıdır belki işi yeteri kadar bilmese bile tanıdığı yada tanıdıkları olduğu için şanslı olabilir. Kısmetse ben de 1-2 hafta içinde hipodroma gideceğim ve ustalardan ustalık öğrenmeye başlayacağım. Hayatta iki şey başarının sırrıdır derler. Birincisi ustalardan ustalık öğrenmek, ikincisi kendini sürekli geliştirmek. Bizim antrenörlerimiz ve seyislerimiz ilk maddeyi gerçekleştiriyor fakat ikincisinde biraz eksiğiz sanırım. Bu tabi ki hepsi için geçerli değil. Çekirdekten yetişmek daha iyi denir hep. Futboldan örnek verelim. Maurinho futbolcumuydu? İyi bir teknik direktörün yanında tercümandı. Ustadan ustalığı öğrendi ve kendini geliştirdi şu anda dünyanın en iyi teknik adamı. Maradona dünyanın en iyi futbolcusuydu. İyi bir teknik adam mı peki? Bence hayır. Peki Hagi? Dünyanın sayılı futbolcularındandı. İyi bir teknik direktör mü? Bence yine hayır. Demek ki iş çekirdekten yetişmekle olmuyormuş sadece. Bir futbolcunun psikolojisini bir futbolcudan daha iyi bilen kim olabilir ki? Ama yetmiyor işte. Amerika'da İrlanda'da yetişenler atsa bizimkiler ne peki? Yada bizimkiler atsa orda yetişenler ne? Enternasyonel koşularda neden bizim şampiyon dediğimiz atlarımız hep geri geliyor? Pan River'ın 7.liğine sevindik. Neden birinci olmuyoruz? Hipodromda atın burnuna sigara dumanı üfleyenler var. Bu mudur antrenör, seyis, at sevgisi? Çekirdekten yetişiyorlar işte...
Yunus Emre Erzaim - 27 Kasım 2010


Selamlar Sadun Bey,
Öncelikle belirtmeliyim ki liderform.com.tr deki yazınızın son cümlesi yarışçılığımız hakkında her şeyi kısaca özetliyor. Şu an 35 yaşındayım. 7-8 yaşındayken ilk kez adım attım Veliefendi'ye ve o gün bugündür at yarışı hayatımdan eksik olmadı. Ve bana keyif veren bir eğlence oldu, kaçan bahisler üzse bile. Zaten benim için at yarışı bahisten öte bir şey. Bir atı ahırında görmek, padokta görmek, yarışırken görmek vs. hepsi çok keyif verici şeyler. Ancak birçok garipliğin olduğu yarışçılığımızda yetiştiricilik konusunda da bazı gariplikler var gibi geliyor. Örneğin Avrupa ve Amerika'daki önemli yarışları öncesiyle sonrasıyla internet üzerinden takip etmeye çalışıyorum. Özellikle Avrupa'daki yarışlarda 10-15 atın koştuğu bir yarışta en fazla 3-4 atın KG, DB, YP vs. taktığını görürken bizde de tam tersi 3-4 tanesinin takmadığını görüyorum. Bence yetiştiriciliğimizin (veya yarışa at hazırlamamızın) eksik olduğunu gösteren göstergelerden biri budur. Her fırsatta Karataş olsa kapatmazdı atı, Selim olsa erken atağa kalkar alırdı yarışı, bu yabancı jokeyler de çok etkisiz vs. gibi yorumlar yapan -daha cin olmadan cin çarpmaya çalışır gibi- bazı yorumcuların, antrenörlerin öncelikle yetiştiricilikte ileri gitmiş ülkelerin bu konudaki olumlu yönlerine eğilmelerini öneririm. Yazınızda da belirttiğiniz gibi aileden bu işin içinde olanlara gerek olduğu gibi işin bilimsel, teorik tarafını bilen kişiler de atların hazırlanması konusunda olumlu katkılar yapacaktır. Beylik laflarla, üretilen yanlışlar yeniden ve yeniden üretiliyor. Türk futboluyla, yaşamıyla bir alakası olmayan Mesut Özil'le gurur duymak ne kadar abes bir şeyse Lion Heart'ın Amerika'da yetişmiş yavrularının başarılarıyla övünmek de boş birşeydir. Kendimize çeki düzen verip kendi atlarımızla onlarla baş ettiğimiz zaman, Lion Heart'ları biz sattığımız zaman bir yerlere gelmiş oluruz. Yoksa şimdiki gibi komplekslerimizle boğuşup dururuz. Ezberi bozmadan ileri adım atılmaz. Saygılar.
24 Kasım 2010


Merhaba, Ben Yunus Emre Erzaim.
İstanbul Üni. atçılık ve at antrenörlüğü bölümü 1. sınıf öğrencisiyim. Yaklaşık olarak 13 yıldır at yarışlarını büyük bir heyecanla takip etmekteyim ve atlara olan aşırı sevgim için 4 buçuk sene çalıştığım şirketi bırakıp atçılık bölümünü seçtim. Kimi insan bu yaptığımı doğru bulmuyor fakat ben bu kararımdan son derece memnunum. Atlarla birlikte olmak beni her açıdan rahatlatıyor, onları çok seviyorum. Her şeyin para demek olduğu, çoğu insanın gözünü paranın bürüdüğü bu dönemde o canlılar bana yaşamın gerçek anlamını çok iyi anlatıyor. Liderform.com.tr deki yazılarınızı severek ve beğenerek okuyorum. Keşke her at sahibi de sizin gibi olsa sizin gibi düşünse, para uğruna bu canlıları hiçe saymasalar, 2 günde bir yarış koşturmasalar, sakat sakat koşturmasalar...
Yunus Emre Erzaim 04 Kasım 2010


Yaptığınız ise hayran olmamak elde değil…
Hayvanlara özellikle de atlara ve kanaryalara çok düşkün biriyim. Saatlerce siteleri gezip duruyordum ta ki sizin sitenize rastlayana kadar yaptığı işten zevk alan ve parayı ikinci planda tutan birinin yapacağı çok şey var demektir. Bence siz ve ekibiniz daha büyük işlere imzanızı atıp çok kaliteli safkanlar yetiştireceğinize inanıyorum. Kısmet olursa iyi bir safkan da ben almak isterim ve arayacağım ilk kişi siz olacaksınız. Tabi bana biraz zaman gerek daha. Saygılarımla...
Mehmet Biran Ekici - 01 Eylül 2010


19 Nisan 2010 Pazartesi Haftaya Bakış Programına Atılan Maillerden;
Sadun Oktav Atçılık Meslek Okulu öğrencilerini yani geleceğin atçılarını yerinde ziyaret edip onlarla bilgi ve tecrübesini paylaşırken bir ilki gerçekleştirmişti. Şimdi öğrencilerin iade-i ziyaretinde onlara harasının kapılarını açarak yine paylaşımcı kişiliğini ortaya koymuş oldu. Kendisinin bu "çok güzel hareketi" sizler aracılığı ile de bu akşam kamuoyunda geniş kitlelere duyurulmuş oldu. Sadun Oktav'ın başlattığı bu güzellik umarım ülkemizin diğer büyük haralarını da faaliyete geçirir ve gelecekte atçılığın içinde olacak bu gençlere onlar da kapılarını açıp, öğrencilere işin mutfağını görme, öğrenme şansı verirler. Yazılı kaynak konusunda yarışçılıkta ileri ülkelere göre çok geri olduğumuz bi ortamda bilgi ve birikimini bu işe gönül verenlerle paylaşan herkese selam olsun...
Erhan Gökbayrak


Sadun Bey Merhaba,
Aygır mı ? Kısrak mı ? yazınızı çok beğendim, bu konu çok ama çok önemli ve sanıyorum ki bu konuya değerli başkanımız Sayın Bahadır Gödek'te bir konuşmasında değinmiştiler. Ancak bu konuda okuduğum tek yazı, bu konuya dikkat çeken tek yazı sanıyorum ki sizinki, hatalıysam düzeltiniz. Sizden ricam böylesine önemli bu konunun üzerinde durmanız ve bu konudaki yazılarınızı daha da derinleştirmeniz, bu konuyu atçılığımızın gündemine taşımanızdır... Teknik anlamda veteriner hekim arkadaşlardan, üniversitelerden ve sizin gibi değerli yetiştiricilerden de görüşler belirtmenizdir.. Hatta hatta bu konuda bir panel düzenlememizde büyük fayda olacağına, konunun gündeme taşınıp tartışılmasında çok önemli bir bilinç gelişimine katkı sağlayacağına inanıyorum..
Tekrar teşekkür eder, sizinle her konuda işbirliği yapmaya hazır olduğumuzu belirtmek isterim..
Sadun Abi Fanatik Gazetesi'ndeki yazını okudum, gerçekten sürükletici neden sürekli yazmıyorsun? Atları incelemekten sıkılmıştım bir okuyum dedim, sanki bütün yorgunluğum gitti. Lütfen eğer mümkünse sürekli yaz. Teşekkür ediyorum.
FATİH 04/12/2009


Sayın Sadun Oktav Bey,
Fanatik gazetesindeki çok değerli bilgilerle dolu yazılarınızı okuduktan sonra sitenizi de ziyaret ettim ve çok beğendiğimi söylemeliyim. Umarım yarış camiasına vereceğiniz bu destekler artarak devam eder.
Ercan TÜRKCAN

Sadun Oktav Stud

Ülkemizde özel hara aygırcılığına yepyeni bir anlayış getiren Sadunoktav Stud, 2016 yılı aşım sezonunda birbirinden değerli aygırlarla siz değerli yetiştiricilerin huzuruna çıkmaktadır.

HABER BÜLTENİ